Bazen İnsan – 12

İnsan “Dünyasını değiştiremeyenler dünyayı değiştirmek istiyorlar. Şaşkınlar. Öfkeli, yıkıcı ve çaresizler. Onların tek umudu bir gün doğanın olanca yapıcılığıyla tüm dünyayı kasıp kavuracağı ve gökle yeri bir kılacağı. Yaşayan ölüler onlar, kıpırtısızlar. Felaketten besleniyorlar. Heyecanları yok, ilgileri yok. Toz zerresi ve önemsiz olduklarını söylüyor, kavgayı küçümsüyorlar. Korkuların esiriler. Onlara kulak asıp, aldanmayın! O gün geldiğinde yanılıyorsunuz altüst oluşa teslim olmayacaklar, tam aksine ağlayacak, yalvaracak ve direnecekler. Biz onları bildik.” diyendir bazen, diyip sessizce kürsüden inen.

Bazen İnsan – 346

İnsan pazar gününden başlayarak diğer günlere cumartesi gecelerinin alışkanlığı, coşkunluğu ve aldırışsızlığıyla devam etmek isteyendir çoğunlukla, fakat dağların karanlık tarafından gelen zalim ay çörekleri yahut vahşi otlu peynirler veya sinsi istavrit kılçıkları her zaman orada, o bitimsizmiş şölenin ötesinde bir yerde belirmek üzere saklıdır, hain planlar düşünerek sırıtıyordur ve buna asla izin vermezdirler. İnsan iyi bir dansçı, bayağı bir mağdur ve ihtişamlı bir kurbandır bazen.

A Ha ha. Hû!

Bazen İnsan – 00

İnsan hiç kendi başına çorap örer mi? Ben ördüm. İlkin endişelenip, daha da hatalı örgü hamleleri yapabiliyorsunuz, fakat sakin olursanız her şey yoluna giriyor. Sözgelimi ben böyle olduğum zamanlarda metanetimi koruyup, makul olan en önemli hareketi yapar, ipin bitmesini beklerim. Yani örmeye devam ederim. Çünki kendi başına çorap örmenin paylaşılamaz bir hazzı vardır. Yüksek dirayet ister. Bir başkasının örmesinde nesne konumundayken, kendi örmenizde öznesinizdir. Her şeyi bilen ve görensiniz, irade sahibisinizdir. Tüm açıklarınızı ve zaaflarınızı bildiğinizden kendinizi her türlü köşeye sıkıştırıp mat edebilirsiniz. Hayatın olanca edilgenliği içinde bundan büyük keyif ne olabilir? Hiç. 😊

Bazen İnsan – 0

Kendimi kaybettiğimi düşündüğüm vakitler endişelenir, sonra aceleyle eşkalimi çizerdim. Rahatlar, böylece aramaya başlardım. İnsan en çok kendisinin nelerin ardına saklanıp, kimlere sığınabileceğini bildiğinden, işim kolaylaşırdı. Söz konusu kaçak gövdemse gövdemi, ruhumsa ruhumu çekip kulaklarından ait olduğu yere getirir, gürültüyse gürültü sessizlikse sessizliğin içine koyardım. Kendimi bulamadığım da olur, bu bulamayaşım bazan günlerce ve hatta aylarca sürerdi. Fakat sonunda bulurdum. Bazan da onca koşuşturma, onca kedere ve kaygıya rağmen hiçbir şey bulamaz, başım yerde öylece eli boş dönerdim. Eli boş döndüğüm vakitler, kendi içimde uzun süren tartışmalar sonrası, nasıl olacağını bilemediğim yeni bir ben yaratırdım. Yılanın derisini atması gibi olurdu her şey. Bir dahaki kayboluşa kadar bu yeni deriyi besler, okşar ve büyütürdüm.

Yer Çekimi, Âmin!

 

Kuşlar uçmasın diye yükseliyor binalar; aşağıda balık istifi çünkü neye öfkeleneceğini neyden nefret ettiğini bilmeyen insanlar ve ( oysa bu hunhar yükselişler sonucu bazı kayıplara rağmen yine de kanatlar çırpıyorlar) kendilerine alay ile baktıklarını düşündükleri bu zerafet kaynağı kuşların milyon metrekarelere düşen sonsuz özgürlüklerini kıskanıyor zavallı insancıklar.

Kuşlar uçmasın diye
bir-diğerinden-uzun-olabilmek-için-hileye-başvurarak-ayak parmak uçlarında-uzayabilen-insanlar yükseltiyorlar binaları; çünkü kuşların odası yok,
çünkü kuşlar doğanın bir parçası ve doğa git derse gider kal derse kalırlar, biliyorlar;
oysa insancıklar parçası değillermiş gibi davranıyorlar doğanın, onun git buyruğundan korkuyor,
korktukça üst üste kutucuklar diziyor, özgür değiller utanıyor saklanıyorlar ya hani kutucuklar içine odacıklar odacıklar artı saloncuklar yapıyorlar, bu
cık’ların dışına da bir bakıma dışardaki cık’larda neler olup bitiyor diye gözcükler yani pencereler koyuyorlar,
bir bakıma da bu pencerelerden şaşkın Oidipus ebeveynleri misali kaçtıkları doğa ne zaman buyruğunu gönderecek ve bu buyruğun etkisi, haşmeti ve şiddeti -kendileri hasar almadan- ne olacak görmek istiyorlar. Yıkımdan ürküyor, yıkımdan zevk alıyorlar.
?

Bu eşitsizliğe kızgınlar insancıklar, bulabildikleri bütün tuğlaları  huy verebildikleri tüm taşları
üst üste dizmeye azimliler bu yüzden, demirleri,
demirleri de birbirlerine leğimleyerek hayır diyen el gibi-tokat atan el gibi-korkunun korunağı ihtişamlı saraylar gibi mümkün yüksekliğe yükseltiyorlar, kuşların refah dansına engel olmak onları kendilerine benzetmek
(huysuz, sıkışık ve dargın ) için çırpınıyorlar. Hoş yücelik ürküsü vor demirin ve iyi ki çimento tutmuyor gök,
tutsa yükseltmeye gökten başlayacak,
ellerinden gelse gökyüzü kamu düzenini tehdit edip toplumsal vicdanı yaralıyor diyerek gökyüzüne bir berlinduvar çekecekler
ve hüküm ve rakip hastalığına tutulmuş ah ca’nım insancıklar. Fakat iyi ki bu namümkün, Yer Çekimi Âmin!

( Aşağıdalar, gözlerini yükseğe dikmişler aşağıdakiler, uzamak için her türlü usulsüzlüğe hazırlar, çünkü ilk bıçak sallandı göğe fakat pek kanı akmadı göğün ve kanat çırpmayı bırakmadı bilumum kuşlar. Üstüne üstlük,
aşağıdalar,
aşağıdakiler uyanıp kafalarını kaldırıp baktıklarında, bu her gün tekrarladı artarak, görülecek gökyüzünün azalmış olduğunu gördüler, suçluluk duygusu hissettiler fakat birbirlerine bundan bahsetmediler; bu suç duygusunu kaldıramayan kimileri boyun bükmüş yere bakık, duygularından renk vermeyen kimileri de başı dikten bir fazla açı yukarda yürür oldular ve daha yükseğe çok yükseğe yüceler düzlüğüne ) sanki bu suçluluk ile hayal kırıklığı göğün ya da kuşların marifetiymiş gibi ( çıkmaya hınç ile ant içtiler. )

Aşağıdakilerin bu vulgar umarsızlığı umurlarında değil kanatlıların, yer insancıkların ise çünkü kendilerinindir insanın bedensel gücünün de ötesinde bir doğal kudretle gök ve gökler, bulutlar, bulutlar ve yağmurlar, yıldırım ve gözyaşı, ışık hızı ve bakteriler ve de huzur veren hislere yaşam veren fikirlere gebe daimi değişken ol nefis maviler. Gün dönümleri, kırmızı güller ve parlak geometrik salıncaklar bir de. Onlar,
kanatlılar,
yani kuşlar, bu bilgiyi (aitliği ve sahipliği) -bilmeden- biliyor,
biliyor ve kronik bir neşeyle uçuşuyorlar hasılı.

 

– ( Her yanıt 20 puandır. Süre 45 dakika. ) Soru bir: Şair burda ne diyor, çocuklar?
– Kıssadan hisse ya da Ana Te-ma: Çünkü kendiliğindenlik bütün engelleri aşar, örtmenim. O çok güçlü bir şey.

 

IMG_4333